Kishiro uykusuzlugun verdigi şapşallikla Ryu’nun ilk söylemine kayitsiz kaldi, taa ki yanagina okkali bi şamar yiyene kadar. Hemen toparlandi eşyalari dişari cikardilar ardindan mahalleli ile birlikte alt kattaki dükkanda cikan yangini sondurme çalismalarina katildilar. Sagdan soldan bulduklari kovalarla su tasiyip özellikle ateşin gözüne gözüne su atiyorlardi. Alevler üst katlara da sicramisti, bunu fark eden Ryu Kishiroya döndü ve “ sana cok net bi soru sorucam, sucuklu yumurta pişirdigin tüpü dişari cikardin mi?” Kishironun başindan kaynar sular boşalmişti. Kishiro sol eli başinin arkasinda agzini yayvan yayvan açarak ve böylece şirinlik yaptigini sanarak “öüeh, hangi tüp? Hüeee şu bizim bildigimiz tüp, hani mavi renkli, kücük bişi, bizim mahallede ona mutfak tüpü diyorlar, ama inanir misin bi alt mahallede piknik tüpü diyorlar ona Ehehe bak allahin işine yaw, eheeh eheheh, tüp ne güzel ya, tüp işte ehehe tüp ne ki eheheh” dedi. Ryu’nun rengi gittikçe kizarmaya, kulaklarindan ve burnundan dumanlar cikmaya başladi. Elindeki metal kovayi Kishiro’nun kafasina geçirip yerden buldugu taş ile kovaya defalarca vurmaya başladi. Bu işkence üst kattaki tüpün nihayet patlamasi ile son buldu, etrafa saçilan tahta parçalarindan kaçarlarken Ryu evine, dükkanina, taksitle aldigi ve kapidan sigmadigi için evde birakmak zorunda kaldigi pilates topuna, geçmişine, hayallerine son bir kez bakti. Başini çevirdigi anda büyük bir gürültüyle bina yerle bir oldu. Kishiro işkence sonrasi kendine biraz zor geldi ama kendine geldiginde de olan bitenler karşisinda cok üzüldü. Ryu’nun gözlerine bakti, sonra çene kemiginin oynadigini gördü, agzi hareket etmiyordu ama bu da dişlerini sıktıgının göstergesiydi. Özür dileyesi geldi tam lafa başlicakti ki Ryu konuşmaya başladi: “Zangief, Tokugawa... Tanri şahidim olsun ki agzini yüzünü dövücem!!! And içiyorum löean!” Kishiro böyle bir kükreme karşisinda oldugu yerde islik çalarak ayagini yere sürterek ve gökyüzüne bakarak kamufle olmaya çalişti. Ryu devam etti. “ ve sen ibişlerin önde gideni slogan atani bayrak sallayani.” Kishiro cevik bir hamle ile kaçmaya çalişti ama Ryu ondan daha çevikti ve kiyafetinin ense kismindan yakaladi Kishiroyu. Kishiro biraz çirpindi kaçmaya çalişti ama nafileydi, Ryu devam etti: “ve sen... sen bana bu konuda yardim ediceksin.” Kishiro kısık bir sesle “heh bi bu eksikti, aldik başimiza belayi,” sonra sesi yükseldi “müdürüm ben tokugawayi alsam Zangiefle fln hiç ugraşmasam olma mi?” dedi. Ryu boş olan eliyle Kishiro’nun ensesine bi şaplak atti, “sizin ev nerdeydi diye” sordu. “gel abi ben götüriyim seni, bak birak valla götürücem ben, yaw tamam ama böyle yürüyemem abi, tamam kaçmicam söz, ama böyle bulamam ki evi, peki böyle aricaz artik, yeterki sen kizma canim abim benim du şurda bişi var heh aldim tamam devam edelim canim abim.” Şeklinde gayet yalaka bir tavir takinan Kishiro yolu gösterdi ve yürümeye başladilar. Evin önüne geldiler. Kishiro “İnşallah babam evde degildir” dedi ve kapiyi çaldi. Kapiyi annesi açti. “babam evde mi” diye fisildadi Kishiro, “Burdayim burdayim” diye kükredi babasi içeriden, “burdayim haetta canina okumaya geliyorum, nerdesüen löean id” diye kapiya dogru geldiginde Kishironun yalniz olmadigini fark etti, yanindakilere şöyle bir göz atti ve adeta dona kaldi. Ryu ile Kishironun babasi 5-6 saniye kadar bakişti. Sonra sessizligi bozan Kishironun babasi oldu.
-Ryu???
-Ken???
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder