12 Mart 2009 Perşembe
Edo'da bir İBİŞ (gun 4)
Ryu direk konuya girdi. “ Bak yigenim, sana karsi durust olacagim, fena cocuga benzemiyorsun, kac zamandir, böyle senin gibi bir yardimcim olsun istiyordum, iste yerleri temizlicek, cay getirip götürcek fln.” Kishironun bekledigi sozler degildi bunlar. O daha cok “ gel seni yanima aliyim, adam tartaklamayi ogretiyim” dicegini saniyordu Ryu’nun. Ama bu da birseydi, belki Ryu calisirken onu dikizler 2 teknik de ben kaparim umuduyla kabul etti teklifi “Evet” diye bagirdi birden. Ryu şaşkinlik içerisinde “ neye evet diyorsun ibiş!?! daha bir şey teklif etmedim ki sana” dedi ve basti tokadi. Sarsilan beyni “öhüm pardon müdürüm devam edin siz” cümlesini komut verebildi ancak. Ryu gülümsedi ve “ tamam tamam hadi hemen basla yerler pislik icinde” der demez, Kishiro alâlacele Ryu’nun elini sıkıp evden istenenleri götürüp geldi. Bu islem 2 dakikayi gecmemisti. Ryu etkilenmis olup “oha herife bak ne hizli, bu herif ne servise cikar be, heyt afferim olm iyi cirak kaptin kendine ehehe” diye dusunup keyiflenirken, bunu belli etmiyordu. “Nerde kaldin be adam? Saat kaç oldu? Cabuk, kapinin arkasinda kova ve paspas var kap onlari iyice bi temizle buralari hadi bakiim göriyim seni” diyip üst kata cikti Ryu. Kishiro bu gaz ile en ufak bir ürünün misal sakizin dahi tozunu aldi. Ryuichi da nasibini aldi tabi bu temizlikten. Kac zamandir kulaklarinin arkasini yikamiyordu hem keselendi hem de paklandi ve “artik insan icine cikabilirim birakiyorum lan gameboyu mameboyu” diye düsünüp atti kendini disari. Ama daha tecrube etmedigi birsey vardi, banyo sonrasi hemen disari cikilmazdi, cikilirsa saclarin kurutulup, sımsıkı giyilmesi gerekirdi, Ryuichi bunu bilmediginden aksam eve sürünerek geldi. Kishiro Ryuichi’yi bu halde görünce hemen patronu Ryu’ya haber verdi. Ateşler içinde yatan Ryuichi’ya ilk müdahaleyi babasi Ryu yapti, ateşler içinde yatiyordu bi tanecik oglu. Arasira nöbet geçiriyordu, bir yandan da ona kese atan Kishiroya “ibükh bu senin hatan ogluma birsey olsun agzini burnunu döverim lan senin, shinyukene hazir ol” bakisi atiyordu. Kishiro birsey yapmaliydi, kendini cok kötü hissediyordu cünkü, içten içe üzülüyordu. Eski evlerinin orda komsusu vardi kirikci-cikikci belki anlardi diye dusunup bi kosu onu almaya gitti. Rüstem Efendi de anadoludan göçerek Edo’ya kadar gelmişti, Mihribanlarin da uzaktan akrabasiydi aslinda. Rüstem Efendi kirikci-cikikcilar arasinda bir klasik olan şişe dibi gözlükleriyle cika geldi. Ryu önce “yuha herifin tipe gel” diye cok kisik bi sesle söylendi, adamin birden kendine baktigini gorunce “oha herif duydu mu lan yoksa, tip yok, gözler nanik ama kulaklar saglammis” diye dusunup, kizardi. Rüstem Efendiyi buyur etti Ryuichi’nin yattigi odaya götürdü. Rüstem Efendi hareketsiz bir şekilde yatan cocugun üzerine dogru egildi eliyle nabzini ölçtü, zaten başka bir şekilde ölçmesi de beklenemezdi, en azindan o devirde. “Hmmmm bizi biraz yalniz birakin bakiyimm, hmmmm” dedi Rüstem Efendi. Ryu “noluyor löean?!?!?!” diye mavi ekran verse de, bu istege karşi gelemedi, ne de olsa yatakta yatan kendi ogluydu, onun icin herşeyi fedaydi. Gergin bir bekleyiş başladi. Antin kuntin sesler geliyordu içeriden, deli gibi merak ediyordu ama içeri bakmaya da korkuyordu acikcasi Ryu. Kishironun sakinleştirme çabalari da genellikle işe yaramiyordu, her çaba Kishiroya, sille tokat ve tekme olarak geri dönüyordu. 4-5 denemeden sonra vaz caymişti zaten Kishiro, sessiz bir şekilde bekliyordu, tipki Ryu gibi. Sonra birden Rüstem Efendinin gölgesi kapinin eşiginden sizan işigi engelledi ve odadan cikacagini anlaşildi. Ryu ve Kishiro merak içinde kapinin acilmasini beklediler. Kapi acildi, Rüstem Efendi kaşlari çatik, düşünceli bir yüz ifadesiyle önce başini sonra vücudunun geri kalanini cikartti kapidan dişari. Gözleri biraz yerlerde gezdi, daha sonra donuk bakişlarini Ryu’nun gözlerine dikti. “Evlat, ne yazik ki haberler pek iyi degil.” dedi...
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder