13 Mart 2009 Cuma

Edo'da bir İBİŞ (gun 5)

Rüstem Efendi, Ryu’nun gözlerine bakarak “ Evlat, ne yazik ki haberler pek iyi degil.” dedi. Ryu ve Kishiro nefeslerini tuttu. Rüstem Efendi devam etti sonra “Oglunun bas parmagi kangren olmuş, bu nedenle kolunu kesmek zorundayiz, ben babamdan böyle gördüm” diyip gömleginin kolunu siyirdi. “oha lan protezmiş” cümlesi cikti Kishironun agzindan. Ryu ise sinirli sinirli bakti Rüstem Efendiye “yemezler löean” diye girişti yaşli başli adama. Rüstem Efendiyi yakalarindan tuttu ve bi anda işiklar gitti 3-4 saniyeligine, etraf yeniden aydinlandiginda Rüstem Efendi yerde yatiyor, Ryu da başinda poz veriyordu. Oglunun odasina girdi baş parmaklarini kontrol etti, Rüstem Efendinin dedigi gibi baş parmagi kan toplamiş, kipkirmizi olmuştu. Yakindan bakinca paket lastigi baglandigini gördü Ryu, bi cirpida koparip atti lastigi, parmak yavaş yavaş eski rengine dönerken, Ryu’nun başi ayni renge dönmeye başladi, cok sinirlenmişti ve tüm hincini sadece Rüstem Efendiden cikarmayacagi Kishiroya attigi bakiştan cok net bir şekilde anlaşiliyordu. Rüstem Efendi bi önceki darpin sarsintisini üstünden atamamişti ki ensesinden tuttugu gibi dişari sürükledi yaşli başli adami, evin diş kapisina geldiklerinde yere firlatti Rüstem Efendiyi. Önce darp sonra soru şekildeki kombinasyon 5-10 dakika kadar sürdü, bu süre zarfinda Kishiro da Ryuichi ile ilgileniyordu olan bitenlerden habersiz. “kak git löean bi daha da buralara gelmöeee” diye bagirişin ardindan burnundan soluyarak üst kata Kishironun yaninda cikti Ryu. Kishiro karşisinda burnundan soluyan gözleri kizarmiş iri yari bi adam görünce dizlerinin üzerine çöktü direk. Ryu elini kaldirdi, vurucakti sonra ogluna bakti, Kishironun da ogluna bi zarar gelmesini istemicegini dusundu, vurmaktan vaz gecicekti sonra ogluna bir daha bakti, parmagina bakti, sonra Kishiroya bakti tekrar, vursa miydi? O kadar da kaldirmişti elini? Ama eger atarsa bu sille Kishironun kafasindan cok ruhuna mi gelicekti. Cok ikilem yaşadigini fark etti ve Kishironun başindan tuttu sadece, saçini okşadi ve kulagina “kalk evlat, adam Tokugawa’nin ajaniymis, senin bi sucun yok, anlamaliydim onun gorundugu gibi biri olmadigini” diye fisildadi. Kishiro gelecek tokadi beklerken dişleri sıkmaktan çenesi agrimişti, sonra kulagina fisildanan sözleri duyunca gözleri doldu, “Ryu sen benim hocamsin sen harikasin ya dur öpücem lan vallahi öpücem” diye geçirdi aklindan, tabi buna cesaret edemezdi gayet romantik bir ani mundar etmenin anlami yoktu, başini kaldirdi göz yaşlarini sildi ve Ryuichi ya bakti. O gece başinin ucundan ayrilmadi Kishiro, Ryuichi’nin. Ryu arada bi koridordan bakiyor ve Kishiroyu yanina almakla ne kadar iyi bir sey yaptigini dusunuyordu. Sabah oldugunda Kishironun başi önüne düşmüş sandalyede uyukluyordu. Ryuichi “ga.... gammm... gaaammmee.... gaaammmmeeeboo... gammmmeeeeboooooyyyyy.” diye sayiklamaya başlayinca Kishiro başini kaldirdi ve gözlerine inanamadi. Bir gecede iyileşmişti Ryuichi, hemen Ryu’nun odasina koştu mutlu haberi vermek için ama Ryu’yu odasinda bulamadi. Evin diger odalarina da bakti, yoktu hiç bi yerde, Ryuichi yanina döndü yine, yastigini kabartti, ateşine bakti, alnindaki islak bezi degiştirdi. Tam o sirada Ryu geldi. Üstü başi yirtilmişti ve nefes nefeseydi. Kishiro ayaga kalkti, bakişlarini Ryu’nun gözlerine dikti ve yine agzindan cikacak olan her kelimeyi yakalamaya odaklanmişti. Ryu derin bi nefes aldiktan sonra “Kishiro, hazirlan seni egiticem, artik bir düşmanimiz var. Tokugawa...” dedi.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder