14 Mart 2009 Cumartesi
Edo'da bir İBİŞ (gun 6)
Kishiro kulaklarina inanamadi. Kader yine aglarini örmüş ve aglara takilanlar Kishiro, Tokugawa ve Ryu olmuştu. Çirpinmak hiçbir işe yaramicakti, Ryu’nun halinden bu gayet net birşekilde anlaşiliyordu. İntikam soguk yenen bir yemekti ve ne Kishiro ne de Ryu bundan vaz geçicekti. Kishiro tüm bunlari düşünürken, Ryu “alüü sana diyorum daha ne duru.... aaa Oglum gözlerini açmiş, canim oglum, yoook yoook geçti yoook kiyamam sana hanimiş de bugudiş, agucuk da bugucuk içi dolu turşucuk..” diye saçmalarken, Kishiro gayet anlayişla karşiladi bunu. Ne de olsa o bir babaydi. Ve kendisi baba olmadigi için Ryu’nun şuanki hareketlerini yargilayamazdi. Sadece şaşkin gözlerle izledi onlari, hiç yorum yapmadi, sadece tebessüm etti. Ryu ogluyla yeteri kadar ilgilendikten sonra Kishiro’ya kahvalti hazirlamasini söyledi, kahvaltida herşeyi bir bir anlaticakti. Kishiro, sucuklu yumurta yapti, beyaz peynir kaşar peyniri, demleme çay, tam padişahlara yaraşir bi kahvaltiydi aslinda. Ryu sofrayi görünce oldukca keyiflendi, ekmegin kenari ile yumurtanin sarisina bandi, patlatti sarisini dagitti tüm tavaya, o kadar hoşuna gitmişti ki bu, keskin bi kahkaha atti. “Neyse bi yandan da konuşalim” diyip konuya girdi ufaktan: “dün gece tartakladigimiz Rüstem Efendi var ya hani şişe dibi gözlük takan molla kilikli ihtiyar, zamaninda husumet yaşadigimiz Tokugawa adina çalişan bi marangoz vardi, Zangief onun adamiymis bu eleman. Zangief benden bahsetmis ona, dun gece de tesadufen benim eve gelince, Rüstem Efendi aldigi gazla Zangief’in intikamini almaya çalişmiş akli sira, basta yedik de sonradan uyandik agzini burununu dovduk adamin. Sabah da Zangief’in dükkanina gittim biraz arbede yaşandi, itiştik fln. Yapiştirdim agzinin ortasina bi tane, intikam yeminleri fln etti, bi halt yapacagi yoktur. Herşeye hazirlikli olmakta fayda var, tüm bunlari sana anlattim çünkü sendeki çevikligi gördüm, bunu kullanmaliyiz, seni yontup adam gibi bir dövüşcü yapmaya karar verdim.” Koshiro bu uzun cümleden sonra biraz dagilmişti. Tüm cümleleri bir kez daha aklindan geçirdi, ve önemli isimlerin kelimelerin tekrarladi içinden: “ Tokugawa, intikam, Zangief, yontmak, çeviklik, dövüşçü, ben, karar” Birden havalara siçradi, neredeyse çaydanligi Ryu’nun üstüne deviriyordu, eger böyle bir şey yapmiş olsaydi başina gelicekleri düşünüp tiris tiris sandalyesine geri oturdu ama içi içine sigmiyordu. Koskoca Ryu hocasi olucakti ve Tokugawa denilen adamdan da intikamini alicakti. Olaylar daha iyi gelişemezdi diye düşündügü anda dişaridan gelen sesle irkildiler. “Yangıııınnnnnn vaaaaaaaar, koşuunnnnn yaaaangiiiiiiiiinnnnn vaaaaarrrrr...” hemen pencereden baktilar, bi anda her tarafi duman kaplamişti dogru dürüst gözükmüyordu bile sokak. Neresi yaniyordu onu bile algilayamamişlardi, sonra Ryu durumu anladi, oglunun yattigi odaya gitti, yüzüne sapşal sapşal bakan Kishiro’ya döndü, “Önemli eşyalarini topla çabuk, yanıyoruz...” dedi.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder