29 Mart 2009 Pazar
Edo'da bir İBİŞ (gün 11)
Agzindan cikani kulagi duydu; utandi; kipkirmizi oldu, yanaklari kulaklarina eşlik etti; utandi; o da kipkirmizi oldu, gözleri olup bitene şaşirdi, Mihriban’ın gözlerinden kaçti. Beyninde sürekli şu cümle yankilandi durdu: “hebele ne ya!! Hebele ne!!! Naptin sen?!? Ah ibişsin olm, bildigin ibişsin. Neyse şimdi hiç bir şey demeden ayagini yere süre süre geri geri git, Mihriban’ın görüş sahasindan da cikinca yallah topuk. Antremani fln da birak, her sabah nasil bakicaksin bu kizin yüzüne. Ah Kishiro ah, koskoca bi ahmaksin sen, şapşal!” Kishiro bu düşüncelerle haşir neşir olurken, Mihriban’dan gelen tepki karşisinda 2. bi şok daha geçiriyordu. Kishiro’nun yaptigi bu şapşallik, Mihriban’in hoşuna gitmişti, gülümsedi, hiçbir şey söylemeden Kishiro’nun elindeki sütü aldi ve alirken hafiften eline dokundu. Sonra kapiyi yavaşça kapadi, Kishiro şöyle 4-5 saniye kalakaldi. Elini yukari dogru kaldirdi göz hizasina, evirdi çevirdi, gözleri açildi birden. Elini yüzüne götürdü yanaklarina sürdü, Mihriban’ın dokundugu yeri öptü ve iç geçirdi. Ardindan gelen enerji ile bi koşu tüm sütleri mahalleliye dagitti. Ne sabah ayazi kaldi ne de kirik tarak kemigi. Hiçbirşeyi görmüyordu gözü, hemen Ryu ve Ken’in yanina geldi, heyecani hareketlerinden belli oluyordu gayet. Sürekli yerinde zipliyor, bir sag kroşe bir sol aparkat çalişiyordu. Kishiro’nun bu hareketlerine anlam veremeyen Ken elinin tersiyle Souryukeni patlatti tam agzina. Kishiro yere düşüp kendine geldiginde tarak kemiginin deliler gibi agridigini fark etti. Büyü bozulmuştu sanki birden havanin ayazi tüylerini diken diken etti, ayagi davul gibi şişmişti, acinacak haldeydi dogrusu. Ryu, herzamanki gibi Kishiro’nun kiyafetinin arkasindan tutup eve dogru sürükledi onu. Battaniyeye sardi Kishiro’yu, agzina da bi termometre koydu. Karşisina geçip “ülen ilk günden hasta ettin kendini, sen ne işe yaramaz adamsin, ne oldu çabuk anlat” dedi. Kishiro, Ryu’nun bu söylemlerini duymamişti bile, gitmişti yine akli, Mihriban’ın dokundugu yere bakti ve içinden “Aah Mihriban ahh” diye sayikladi. Ryu cevap gelmeyince sinirlenmişti, elini kaldirdi tam şamari indiricekken, Kishiro’nun dudaklarinin kipirdadigini gördü, zamaninda dudak okuma egitimi aldigindan dolayi ne söyledigini şıp diye anlamişti, “Mihriban” diyordu bildigin. Kimdi yahu bu Mihriban, Kishiro’nun yüz ifadesine bakilirsa yavuklusuydu. Ryu, geçmişi hatirladi Ryuchi’nin annesini düşündü, kim bilir nerdeydi şimdi, gözleri doldu elini yumruk yapti ve yumrugunu issirdi, hiç bir şey demeden odadan cikti gitti. Kishiro da sicacik battaniyeye sarilip uykuya daldi. Cok karisik rüyalar gördü, sürekli etraf bulanikti, bazi sesler duyuyordu hayal meyal: “titriyor; islak bez getir cabuk... ehehe kalemle biyik çizdim, nasi olmuş?, Oha kaç gün oldu herif uyanmadi hala...” evet dogru, Kishiro komaya girmişti...
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder