26 Nisan 2009 Pazar
Edo'da bir İBİŞ (gün 18)
Her başarılı “Haduken” duvarda yuvarlak bir is olarak geri dönüyordu. Tüm salonun duvarlari is olmuştu, bazi ahşap döşemelerden dumanlar çıkıyordu. Kishiro “Haduken” atarak kendinden geçerken, ne kadar enerji harcadiginin farkinda bile degildi. Gittikce basi dönmeye, kendini halsiz hissetmeye başlamişti. Duraksadi yüzündeki o neşe birden yok oluvermişti. Rengi soldu, başını tuttu ve sendeledi. Bunu fark eden Ryu bi koşu Kishiro’nun yanina gitti ve Kishiro tam yere yığılırken onu havada yakaladı. Tam o sirada Ryu’nun burnuna yanık kokusu geldi. Bi yerler yaniyordu. Dişaridan sesler de gelmeye başlamişti : “yangıın var, salon yanıyooor, su getirin cabuuuk.” Ryu Kishiro’yu kucakladi, Ken de önden gidip yolun acik olup olmadigini kontrol etti. Ateş koridora çoktan sıçramıştı. Çatıdan düşen ahşap kiriş parçaları koridoru tıkamıştı. Ken bi yolunu bulup dışarıya çıktı, Ken’i izleyen Ryu da agir ama emin adimlarla ilerliyordu. Birden büyük bir gürültüyle agir bir tahta parçası tam üstlerine dogru düştü, Ryu’nun sezileri cok güçlü oldugundan Kishiro’yu kucagindan güvenli bi tarafa dogru firlatti ve koca kirişin altinda kendi kaldi. Ken olan biteni görmüştü ve hemen yanan binaya geri girdi. Ryu’nun bilinci açikti, “Kishiro’yu... Kishiro’yu burdan... cikar... hemen... bina cökmek üzere... cabuk ol...” Ken can dostunu orada birakmak istemiyordu ama baygin durumda duran da kendi ogluydu. Oglunu kaptigi gibi dişari, güvenli bi yere götürdü, daha sonra binaya girmek için geri döndügünde, bina büyük bir gürültü ile çöktü. Ken öylece kalakaldi, gözünden bir damla yaş süzüldü, boynundaki alnindaki ne kadar damari varsa hepsi birden şişti ve gecenin sessizligini büyük bir haykiriş bozdu: “Ryuuuuuuuuu!!!!” Can dostu Ryu o aptal binanin altinda kalakalmişti. O sirada kalabaligin içerisinden bagirişmalar tartişmalar küfürleşmeler gelmekteydi. İdris Efendi bi hışımla çikti kalabaligin içinden ve Ken’e dogru sinirli sinirli yaklaşti. “Haçen, ahali içeride ateşle oynadığınızi söyleyi, spor salonunda ateşin ne işi vardur, sen bana spor yapıcaz demedin mi ha uşak? Ben saa inandım, senin şu yaptığına bak. Yaktınız, yıktınız salonumu be pokyiyenin oğli. Geberteceğum hepinizi.” Dedikten sonra Ken’in üstüne yürüdü. Ken can dostunu kaybetmenin verdigi sinir ve üzüntüyle tek bir hareketle İdris Efendi’yi yere serdi. Mahalleli, “sen naptigini saniyorsun.” diyerek Ken’in üzerine yürüdü. “eeh sizle mi ugrasicam lan ben” diyerekten Kishiro’yu kaptigi gibi eve dogru kaçmaya başladi. Birkaç adim gittikten sonra arkasina son bir kez bakti. Baktigi şey yanan bir binanin enkazi degildi; baktigi şey... baktığı şey... bunun cevabini kendi içinde bile veremiyordu. Dudaklarini issirdi ve koşmaya devam etti. Eve vardiklarinda Kishiro’yu hemen yatagina yatirdi. Surati dumandan simsiyah olmuştu. Nefesini kontrol etti birkez daha. İslak bezle yüzünü temizledikten sonra odanin işigini söndürüp odadan ayrildi. Tekrar salonun yolunu tuttu, arkadasini aramaliydi, eger öldüyse ki bunu aklina bile getirmek istemiyordu onu bulup ona yakışır bir cenaze düzenlemeliydi. Salona gittiginde yangin söndürülmüştü ve kalabalik da dagilmişti, tektük birkaç kişi vardi. Ken onlarin yanina gitti, onlari selamlayip neler oldugunu sordu. Adamlardan bi tanesi “valla içeride birileri ateş mi ne yakmiş sonra koridora ve çatiya sıçramiş ateş durduramamişlar gitti güzelim spor salonu” dedi. Ken kendini zor tutuyordu, bunu diyen adamin agzina bi tane yapiştirip dişlerini eline dökmek istiyordu ama yine de soguk kanli davranmayi bildi. “içeride birileri kaldi mi? Yaralanan birileri var mi?” diye sordu ve yaniti beklerken göz bebekleri büyümüş, adamlardan cikicak herhangi bir kelimeyi havada kapicakmiş gibi hazirda bekliyordu. Adamlar birbirlerine bakti ve bi tanesi “valla içeriye şöyle bi baktilar kimseyi bulamamişlar, zaten içeride biri kaldiysa kömür olmuştur bulamamişlardir.” dedi. Ken, adamin lafi biter bitmez firlayip enkazin arasina daldi. Ryu’yu biraktigi yere gitti, koca kirişi hala orda duruyordu ve hala sicakti. kaldirmayi calisti. Elleri yandi, ama kararliydi o aptal kirişi kaldiricakti. Ne kadar aci verse de bu yapicakti yapmaliydi. Tüm gücünü kullandi kirişi hareket ettirebilmişti, belki Ryu altindadir ve hala hayattadir ümidiyle kirişi iyice kaldirip öyle firlatti. Kirişi birakir birakmaz ellerine bakti. Elleri o kadar cok yanmişti ki derisi soyulmuştu resmen. Ellerindeki aciyi unutup hemen kirişi kaldirdigi, Ryu’yu biraktigi noktaya bakti ve agzi acik kaldi ve gözleri doldu. Çünkü Ryu orada degildi...
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder