7 Nisan 2009 Salı

Edo'da bir İBİŞ (gün 15)

Ryu “mahalledeki cocuklarla biraz iteleştik” tarzinda bir cevap bekledigi için “Zangief” ismi, farkinda olmadan karin boşluguna atilan yumruk gibi gafil avlamisti Ryu’yu. “Zangief“ diye tekrar etti kendi kendine. Bakişlari donuklaşmişti, alni kiriş kiriş oldu, düşünceli bir hal aldi yüzü. Hiç bişi demeden içeri gitti. Ken, Mihriban ve Kishiro da bişey diyemedi acikcasi. 2-3 saniye bakiştiktan sonra Mihriban izin istedi ve evine dogru yola koyuldu. Ken Kishiro’nun yaralariyla ilgilenmeye başladi, “omzun biraz ezilmiş cok sorun yok, bandajla hallederiz” diyip bandaj sardi omzuna Kishiro’nun. “ee evlat anlat bakalim bugunkü olaylari etraflica” diye de babacan bi tavirla konuya girdi. Bahçede duran banka oturup baba ogul laflamaya başladi. “sabah erkenden antremana cikmiştim, işte sütleri aldim, muhtarin evine gittim, kapi acikti noluyor fln diye daldim iceri, ev darmadagin olmuş, muhtari buldum yiginlarin arasinda kaldiricaktim fln, Zangief denen at agizli tavşan kulakli adam cikageldi. Nasi iri anlatamam, beni tartaklamaya calişti işte, yumruklarindan kaçtim fln, sonra yoruldu ben başladim ona vurmaya, abi nolur vurma diyor, nasi yalvariyor koskoca adam, bide muhtarin önünde, yapma abi dövme beni diye ayaklarima kapandi, işte colugum cocugum var kimsenin yüzüne bakamam dövme beni bagişla fln...” diye sıkmaya başlamişken Kishiro, Zangiefi taniyan ve hiç de böyle şeyler yapmicagini bilen Ken eliyle Kishiro’nun ensesine yapiştirdi tokadi “dogru düzgün anlat len zibidi, Zangiefi taniyorum ben” şamari yiyince kendine gelen Kishiro hikayeye dogru düzgün devam etmeye başladi “ ya tamam üff, Zangief geldi böyle artistlik yapti fln, sonra bunu Ryu’ya ilet diye okkali bi yumruk salladi, kaçtim yumrugundan, gelse ölürdüm heralde, sonra sinirlendi bi tane daha salladi yumruk, ondan da kaçtim, sonra masayla vurdu bana düdük, ondan kaçamadim ama bildigin battal boy masaydi, neyse bu bişi degilde giderken şey dedi 3 gün sonra meydanda beklicekmiş Ryu’yu, onun agzini burnunu dövücem fln diye de tehditler savurdu. Napsak ya daha söyleyemedim Ryu’ya”. Ken “hmm” diyerek düşünceli bi hale büründü. “ben söylerim evlat sen düşünme bunlari şimdi, Mihriban da iyi kiza benziyor, geçen gün söylediklerimi cok takma” dedi Ken, son cümleyi duyan Kishiro sevincinden havalara sıçradı, bandaji fln ne varsa firlatip, mahallede bi tur atmaya çikti. 100 metre civari gitmişti ki, asık bi suratla, kolunu tutarak “off kolum” diye geri döndü. “Geç içeri geç ibiş” diyip tekrar bandaji sardi Kishiro’nun omzuna, Ken de Ryu’ya bakmak için içeri geçti, odaya kapatmişti kendisini Ryu, içeriden hiç ses gelmiyordu, telaşlanmişti Ken, “lan yoksa bişi mi yapti bu deli kendine” endişesiyle kapiyi açmaya çalişti, oda kitliydi. İyice telaşlandi fln tam omuz atip kiricakti ki Ryu asık bi suratla kapiyi açti. Ken odaya girmek için izin istedi, izni alinca da girdi odaya ve kapiyi kapattilar. Kishiro çok merak ediyordu dogrusu içeride ne konuşuyorlar diye. Aslinda ne konuştuklarini biliyordu da Ryu’nun vericegi tepkileri merak ediyordu daha cok. Kabul edicek miydi Zangief’in düello teklifini, yoksa ne hali varsa görsün yeter ki bana bulaşmasin diyip gitmicek miydi. Peki o zaman şerefi, onuru ne olucakti? Tüm sayginligini yitiricek miydi? “Bide bana azcik teknik gösterselerdi ne guzel olurdu, süt taşiyip duruyorum ne olcak anlamadim ki, ne zaman agzina yüzüne vurucam rakibin? Tamam şimdi felsefe fln ruhi acidan gelişiyoruz da, yetmiyor yahu, bugun yedik masayi kafamiza işte, biraz teknik bişiler biliyor olsaydim, belki de masadan kaçip agzina vurucaktim Zangief’in. Ah biraz teknik ögretselerdi, ahh. “ diye hayiflanirken Ryu ve Ken çikti odadan. Ryu Kishiro’ya bakti. “bizimle gel antremanimizi izliceksin, detaylica anlaticam hareketleri, 2-3 teknik kaparsin belki, şuan için yapmana gerek yok zaten mantigini anlaticam, beyninde halletmeye bak” dedi. Bugun herşey mi iyi giderdi yahu, Kishiro’nun gözleri büyüdü, başini yukari dogru kaldirdi ve “Allah’ım sana geliyorum” dedi...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder