22 Nisan 2009 Çarşamba

Edo'da bir İBİŞ (gün 17)

Kishiro’nun gözleri büyüdü alev topunu görünce, kaçmaya yeltendi ama o kadar hizli geliyordu ki birden tüm görüşünü kapladi ve suratinda bi sicaklik hissetti, bildigin yemişti agzinin ortasina “haduken” i. Sessizligi Ken’in kahkahasi bozmuştu. Ken’i bu kadar güldüren şey ise “Haduken” i yiyen Kishiro’nun yüzünün her tarafinin is olmasi ve saçlarindan duman tütmesiydi. Ken’in bu kadar neşelenmesine biraz bozulmuştu ve sinirlenmişti acikcasi Kishiro. Sonuçta daha hiç bir şey bilmiyordu. Sadece Ryu’yu izlemişti “haduken” atarken. Bakişlari ciddileşti. Derin bir nefes aldi. Dizlerini biraz büküp bacaklarini iyice açti. Ellerini bileklerinden birleştirdi, konsantre oldu, gözlerini kapatip enerjisini toplayip “haduken” diye bagirdi. Hiç bir şey olmamişti tabi ki. Ken sadece olup biteni izliyordu sessizce ama içten içe de kıkır kıkır gülüyordu. Bir kere daha denedi Kishiro, sonra bir kere daha. “Haduken... Hadukkeeeeeen... Haaaaaaduuuuuuuuuuukeeeeeen” her seferinde hüsranla sonuçlandi. Hiç bir şey oldugu yoktu. Sonra derin bir nefes aldi. Tüm enerjisini buna harcicakti. Dizlerini iyice büktü neredeyse yere kadar egildi. Ellerini titretmeye başladi. Kendini sıkıyordu. Sonra bişilerin oldugunu fark etti. İyice titredi, kendini iyice sıktı, sanki oluyordu evet evet birşeyler oluyordu hakkaten. “hiiiiaaaaa” diye bi nağra atti. “evet şimdi görüceksin Ryu efendi” diye düşündü. Artik titremenin son safasindaydi, dişlerini öyle bi sıkıyordu ki neredeyse azı dişlerini çatlatıcakti. Kishiro “veeee işte geliyoooor.” diye bagirdiktan sonra salon tek bi ses ile inledi: “Pıııırrrttt” Ken ve Ryu birbirine baktilar ve ayni anda koptular, gülmekten yerlere yatiyorlardi adeta. İkisi de karinlarini tutuyor, parmaklariyla Kishiro’yu gösterip bir kez daha kopuyorlardi. Kishiro yerin dibine girmişti, pırt neydi ya pırt neydi, rezil olmuştu hem babasi Ken’e hem de ustasi Ryu’ya. O kadar ıkınırsa olacagi buydu. Gülüşmeler bi 10 dakika kadar sürdü. Gözlerindeki yaşlari silen Ken, Kishiro’yu yanina çagirdi. Ara ara yine kendini tutamayip gülüyordu, Kishiro iyice sinir oluyordu da babasina bişi diyemiyordu yoksa yicekti agzina aparkati. Ken, Kishiro’nun kulagina egildi ve bişiler söyledi. Kishiro çok dikkatlice dinliyordu babasini. Ken konuşmasini bitirdikten sonra Kishiro’nun sirtini sivazladi “hadi görüyim seni” dedi. Kishiro yine geçti Ryu’nun karşisina, Ryu yine selamladi ve “bu sefer kokutma ama tamam mi” dedi ve gürültülü bi kahkaha atti. Kishiro hiç bi tepki vermedi. Sadece Ken’in söyledigi şeyleri düşündü, gözlerini kapatti ve söylenenleri harfi harfine yapmaya çalişti. “Haduken” diye bagirdiktan sonra gözünü açtiginda avcunun içinden bir alev topunun çikip Ryu’ya dogru gittigini görünce gözlerine inanamadi. Boyutu biraz kücüktü, yaklaşik leblebi büyüklügündeydi ama bu Ryu ve Ken’i etkilemeyi başarmişti. Ryu bir adim saga giderek kacti bu “Hadukencikten” Kishiro’nun kendine güveni gelmişti ilk denemesinde utanc verici anlar yaşamişti ama babasinin bazi duzeltmeleri sayesinde 2. denemesinde az da olsa basarili olabilmişti. Biraz antremanla battal boy bi alev topu yapabilirdi sanki hani hani. Ryu Kishiro’nun yanina geldi Ken’i de eliyle işaret ederek yanina çagirdi İdris Efendi’den karatahta ve tebeşir istemesini söyledi.İdris Efendi hemen bi karatahta ile kapidan girdi. Ryu tebeşiri eline aldi ve bu teknigin tüm ayrintilarini bir bir tahtaya yazdi. Bi yandan Ryu yaziyordu bi yandan bu teknigi Ken gösteriyordu. Anlatim hızı Kishiro’nun anlama kapasitesine göreydi. Oldukça yavaşti yani. İdris Efendi kapidan göründü, “uşaklar epey geç oldi yavaştan diyorum çıksak mi?” dedi Ken hemen babacan bi tavirla “merak etme İdris Efendi biz kapariz salonu dert degil biraz daha işimiz var” diye savuşturdu adamcagizi. Gece olmuştu artik. Kishiro olayi tam olarak kavradiginda saat gecenin 2 siydi. Ken ve Ryu bezginlik belirtileri gösterirken, Kishiro, ögrendigi bu yeni teknigi deniyordu. İlk 2 denemesinde yine hatalar yapti ve leblebi tanesinde alev toplari yapmayi yine başardi. Sonra Ryu’nun firlattigi takunya kafasina gelince sinirlenip teknigi harfiyen uyguladi. Birden ellerinin içinden futbol topu büyüklügünde bir alev topu çikmişti. Ryu ve Ken “oha başardi” diyip ayaga kalkmişlardi, Kishiro ise bunu yapabildigine inanamiyordu. Bildigin “Haduken”i ögrenmişti yahu. Tam o sirada, gecenin karanligini bozan salonun penceresinden sızan isiklar, birkaç kişinin dikkatini çekmişti. Çalilarin içinden bir çift göz salonun penceresine bakiyordu...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder