18 Mayıs 2009 Pazartesi

Edo'da bir İBİŞ (gün 20)

Kalabaligin arasindan sirita sirita ve bir elini yumruk yapip diger elinin avcuna vurup adeta göz dagi vererek ilerliyordu Zangief . Her adım atişi, Kishiro’nun dizlerinin titremesine sebep oluyordu. Kishiro’nun aklina Ryu geldi sonra, Ryu olsaydi ne yapardi. Hazir mesafe de vardi bi Haduken atsa ne olurdu acaba. Ama şimdi ilk hamlenin ondan gelmesini beklerse daha dogru olurdu en azindan mahallelinin gözünde hakli duruma geçerdi. Hoş adam bakkal amcayi tartakliyordu ne yapsa hakli durumda olurdu da, işte daha da bi hakli duruma geçmek istedi Kishiro. Zangief “nerede o Ryu denen dümbelek?” diye sordu hemen, “Karsima cikmaya korkuyor degil mi?” diye de eklemekten geri kalmadi. Kishiro sag elini tokat yapip “ne korkucak len? Senden korkan senin gibi olsun” diye gelişine vurdu lafi. Zangief “bi tur daha döviyim o zaman seni” diyerek kollarini 90 derece kaldirip o meşhur dönme hareketini yaparaktan Kishiro’ya dogru geliyordu. Çok yakindan izleyen bazi mahalleliler bu hareketten nasiplerini aldilar tabi. Kishiro kendinden emin bi şekilde oldugu yerde durmayi tercih ediyordu. Karşisindaki o iri kiyim insan azmani insan da döndükçe dönüyordu, tazmanya canavarindan bi farki kalmamişti neredeyse. Aralarinda 2 metre kalmişti, Kishiro yumruklarin oluşturdugu rüzgari hissedebiliyordu yüzünde, hatta daha da yaklaştikça rüzgarin şiddetinin arttigini fark etti ve neredeyse herbiri kücük yumrukcuklar gibi hasar vermeye başladi. “Ne salak hareket lan bu” diye düşündü Kishiro. Hatta “gözü olan herkes bundan kaçar” diye de ekledi düşüncesine. Ama planlamadigi bişey vardi Kishiro’nun: Çekim kuvveti. Zangief yaklaştikça Kishiro ister istemez ona yaklaşiyordu. Bi anda korku sardi dört bir yanini. O devasa yumruklardan öncesinde kaçmişti ama şimdi, agzinin ortasina bi tanesi gelicek gibi duruyordu ve bundan kaçamiyordu, gözlerini kapadi ve kaderine resmen boyun egiyordu ve kaçinilmaz son gelmişti, o devasa yumruklarin bi tanesi Kishiro’nun agzinin ortasinda patladi. Kamyon çarpmişa dönen Kishiro kalabaligin üstüne dogru savruldu. Yumruk o kadar sert gelmişti ki Kishiro’yu 4-5 metre geriye firlatmişti. Kalabaliga çarpip yere düştügünde agzinda bişiler oldugunu gördü. Diliyle düzeltip tükürünce kanlar içinde tavşan dişlerini gördü. Kishiro artik ön süt dişleri düşen kücük cocuklar kadar sevimsizdi. Zar zor ayaga kalkti. Dişlerini sıkıp sert bir şekilde Zangief’e bakiyordu, ama ön dişleri döküldügünden pek bi etki birakmadi karşindakinde. Hatta Zangief’i ve kalabaligi bi gülme almişti. “Yeter lan! bunu sen istedin” diyip tüm dikkatini toplamaya çalişti. Biraz gürültü vardi ama yine de az da olsa bunu başarabildi. Haduken atmaya çalişicakti Kishiro. Ellerini açti, bileklerinden tam birleştiricekti ki, kalabaligin arasindan birinin sesi yükseldi. Yaşli bir kadindi bu, bastonu ile zar zor yürüyebiliyordu. “ ne bu gürültü patirdi be, zibidiler.” Dedi kalabaligin arasindan yavaşça cikan kadin. Kishiro bileklerini birleştirmiş halde kadina dönüp bakti. “Tam geri çekil be ölcen şimdi” dicekti ki lafi, Zangief Kishiro'nun agzindan aldi adeta. Zangief “kak git lan burdan, bas git seni muşmula suratli seni.” dedi. Kalabaliktan birden “hiiiiiiiiiieee, ne dedi. Olm deli misin söylenir mi ona öyle laf, bence kaç” tarzinda konuşmalar yükseldi. Kadin yavaşça başini kaldirdi. Kendisinden hiç beklenmedik bi çeviklikle ziplayip “ne dedin sen? Ne dedin sen?” diyerekten Zangiefin alninin ortasina asasiyla yapiştirdi. Zangief agzi açik bir şekilde arkaya dogru düştü. Yaşlı kadin yavaşça ayaklari üzerüne kondu ve başindaki koni şekildeki şapkasini yavaşça cikardi. “sen kiminle aşik atiyorsun delikanli.” Dedikten sonra da kalabaligin arasina girip yavaşça gözden kayboldu. Kimdi koskoca adami tek hamlede yere seren esrarengiz yaşli kadin? Kishiro bunlari düşünürken öylece kalakalmişti. Sonra tribünlere oynamak için “ben de şimdi onu yere sericektim zaten, yaşli teyze benden hizli davrandi” dedi, kalabalik birden “hiiiiieeeeeee. Ne dedi, olm deli misin söylenir mi ona öyle laf, kaç bence” dedi ve kalabaligin arasindan ziplayan bir figür Kishiroya dogru geliyordu. Tam güneşe denk geldigi için Kishiro’nun gözleri kamaşmiş, neyin geldigini bile görememişti, çok da fark etmezdi aslinda, hani neyin geldigini görse de kaşlarinin ortasinda yiyecegi asadan kurtulamazdi kesinlikle. Alninda sicak bir şey hissetti Kishiro. Ardindan arkaya dogru düştü. Yaşli kadin yine yavaşça ayaklari üstüne indi, koni şapkasini biraz silkeledikten sonra başina takip homurdanarak kalabaligin arasinda kayboldu. Kishiro kendine geldiginde kalabalik çoktan dagilmişti. Zangief’in yattigi yere dogru bakti, o da yoktu. Koskoca meydanda tek başina yatiyordu. Dogrulmaya çalişti, başi çatlicakmiş gibi agriyordu. Bi günde 2 darbe ona çok gelmişti anlaşilan. Dogruldugunda kucaginda bi not oldugunu fark etti. Çarpik çurpuk bir yaziydi bu. Titrek bir el yazmişti sanki. Yaziyi okumaya çalişti Kishiro “yören şapak uakti meyolana qel.” Pek bi anlam veremedi, kagitta aslinda şu yaziyordu: “yarin şafak vakti meydana gel.. IguAna”

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder